AbRaXas

17.10.2008 - Ütü Modu...

Laboratuvarlar başladı, artık sürekli önlükler yıkanıp durur. Bizim önlükler yine yıkandı, yıkama işlemine hiç karışmadım.Gerçi zaten makine tarafından yıkanıyor ama olsun, makineye ben koymadım o beyaz yaratıkları.
Neyse bizim önlükler yıkanmış, asılmış, kurutulmuş... Benim önüme ütü yapılmak üzere geldi. Ütü yapmayı da hiç sevmem...Zaten sevgili kardeşim yaklaşık bir ay önce ütüyü balkona koymuş, ne akla hizmet anlamadım. Yağmur da yağınca ütünün bütün kabloları falan, içi dışı suyla dolmuş. Bunu annem duydu ya "Sakın ütüyü açmayın.Allah korusun elektirik melektirik çarpar yavrum!" diyip duruyordu. Hatta her gün sırf bunu söylemek için arıyordu. Neyse biz Ankara'ya gittik ya o sırada annem yine bizi tembihledi: "Sakın ben gelene kadar ütüyü açmayın!" diye... Annem de kurban bayramına doğru gelicek, kim bekler ki o zamana kadar. "Tamam" diyerek geçiştirdik. Bugün mecburen ütü yapmak zorundaydım ama ütüyü açmaya cesaret edemiyordum resmen. Annem artık bunu içime nasıl işlediyse bir ara tırstım, ya elektirik çarparsa diye. Elektirik çarpmasından korkmuyorum da eğer olur da çarparsa ben anneme ne cevap veririm diye tırsım tırsım duruyorum. Artık ömrü billah annemin dilinden kurtulamam diye düşünüyorum tabi... O sırada gözlerimi tavana dikip içimde bin bir düşünceyle kabloyu prize taktım... Anaaaa!!!! Hiç bir şey olmadı. Nasıl mutluyum bir bilseniz... :)
Kendi önlüğümü ütülemekle başladım işe, gayet güzel ütüledim misler gibi oldu. Hemen de askıya asıp kaldırdım dolabıma. Sıra sevgili kardeşimin önlüğünün ütülenmesi işine geldi. Gayet iyi niyetli duygularla elime aldım önlüğü, tam ütülemeye başlayacağım, bir baktım ki önlüğün ceplerinden birisinde bir şişkinlik var. "Iyyy dedim peçete falan mı unuttu içinde acaba." diyerek cep kısmına elimi daldırdım, o anda elime birbirine yapışmış vaziyette bir çift eldiven geldi. Ayy iğrenç ya. "Heyyttt hoppp önlüğünü yıkamadın mı bebeee!" diye seslendim. Bizimkisi de makineyle evin tozunu falan alıyordu. "Yıkadım!" şeklinde karşılık gelince, "İçinden eldiven çıktı!İnsan bir çöpe atar yahuu!" diyerekten tepkimi koydum. Karşıdan gelen ses hiç iç açıcı değildi: "Ay hemen onları çöpe at, kimbilir fare falan mı kestim onlarla!" Hönk!!! O ne yahu öyle, "Elma kestim." der gibi... Nasıl bir rahatlık... Bilim adına kesilen hayvanlara üzülüyorum aslında ama biraz daha soğukkanlı biri olsaydım ben de keserdim herhalde... Ne olursa olsun amaç bir şeyler öğrenmek ne de olsa. Bir de bunların fotoğraflarını falan çekiyorlar iğrenç iğrenç... Hepsi bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti ama fotoğrafları buraya koymam yasal açıdan uygun olmayacağından göremeyeceksiniz. "Git çabuk ellerini yıka!" diye bir ses geldi hemen ardından... Ben sanki afet çıktı gibi direkt ellerimi suyun altına attım ve birkaç kere yıkadım, ne oluyorsa bana! Sonra ne yapıyorum ben diye düşünerek tekrar görevimin başına döndüm. Zaten önlüğün içinde eldivenler de yıkanmıştır diye düşünerek önlüğü ütüleme işlemime kaldığım yerden devam etmeye başladım. Ellerimde böyle garip bir his, pislenmiş de geçmeyecekmiş gibi. Büyük güçlüklerle ütüyü bitirdim ve astım askısına önlüğü...
Yarın da Eminönü'ne gidicez, laboratuvar için malzemeler lazım onları almaya. Duyan "Biz de takılırız size." diyip duruyor. Ders çıkışı kaçmayı planlıyoruz millete çaktırmadan. Arkamdan öpüşe koklaşa gelen tiplerin olmasını istemiyorum.Nasıl bir sınıfsa Dallas'ı aratmıyor. Artık sıkıldık!
Yine dağıttım konuyu, belki Eminönü'ne gitmişken kendime bir önlük daha alırım, zaten acayip önlük alasım var. Geçen önlüğüme fenol kırmızısı değmişti de izi geçmedi, uyuz oldum. Rengi de turuncu turuncu gözüme batıyor. Keşke asistanlar da önlük alsalar, önlüklerini hiç yıkamıyorlar. Var ya mikrop doludur önlükleri, bence hiç hoş değil. Bir de bize her hafta yıkamamızı söylüyorlar, böyle de kötü örnek olmazki!!!!


Abraxas...
12.10.2008

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Ben Kimim,Neredeyim,Nereye Gidiyorum???

ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!! Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2 de yatağa mı girdim, 3 de bilin ki kalkıp yazmaya başlamışımdır. Garip bir şahsiyetim ama olsun, alışırsın kolayca. Çok zorlamam seni, ama yok ben istemiyorum ne senin yazılarını, ne blogunu dersen o zaman da kaçışın yok bir yere. Kalbimde yine yerin olur ama hüzünler bölümünde ben kendimi yer dururum, yine gelmedi diye; Neyse bu kadar duygusallık yeter bana. İstiyorum ki herkes bir şeyler okusun, yazsın da şu cehaletimiz bir şekilde ortadan kalksın. Toplum olarak rahatlayalım artık. Sadece bloglar için değil sözüm, hiç durmadan bütün gün bloglarda gezinmenin de bir mantığı yok, sen de eline geçen her şeyi oku işte kardeşim! Arada da okuduklarını ya da yazdıklarını paylaş bizlerle. Benim de genelde yazdığım şeyleri çıkarıp da birilerine gösterecek kadar cesaretli olduğum söylenemez ama sanal ortamda işler değişiyor. Ben de o an içimden geçenleri ufak bir makine parçasına dolduruyorum... Ufak mı dedim??? -Pardon... :))) Bu 'ufak' makine parçası sayesinde blogcu da aksitabraxas linkine tıklayan herkes yazdıklarımı okuyabiliyor. Sanırım bu şekilde kendimle ve yazılarımla ilgili olarak çok daha büyük bir iş yapmış oldum ve bunu düşünmek bile beni gerçekten mutlu etmeye yetiyor. Umarım SEVGİLİ OKUYUCU, seni de mutlu edebilme maharetini gösterebilirim.Kendime başarılar dilerken, senin de blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim; tekrar DÜNYAMA HOŞ GELDİN!!!!

Sıkıntı Mahsulleri

Hayatımdaki "i ve k"lar
Eurovision Şarkı Yarışması (ESC)
Büt Büt Atıyor Kalbim...
Bugün Bana Araba Çarptı!
Özür Dilemiyoruz Biz!
Galata_Nimet Abla_Çakıl Taşları
İ nokta Melih Gökçek_Kemal Kılıçdaroğlu Sözde Düellosu
Bir Fizikokimya Laboratuvarı Klasiği Daha...
Bugünüm...
İnsan Köpek, Köpek İnsan?
Bir Kurban Bayramı Daha ve Yine Aynı Rezil Kareler...
Bayram Tatili ve Faydaları
Tü, Kaka...Kötü Kadın, Cadaloz!!!
İçsel...Beynim Dilute Oldu!
Kafanızı Yastığa Koyduğunuzda Hemen Uyur musunuz?
Çocuk İstismarına Hayır!
Can Dündar ve Mustafa
Cumhuriyetimizin 85. Yılı...
Blogger.com'a Erişim Engellendi!
Acilen Hediye Almam Lazım, Yardım!!!
Sıradan Bir Yazı...
Süper Babaanne ıyk!
Ütü Modu...
Yoksulluk
Mutlu Yıllar!!!

View my page on Turk Blog Yazarlari

Bizim Mahalle

kendiyazilarim

ankasi

DarkAngel

sokakkizi

merhoshh

yagmurlagelen

googleilekazan

albanian4ever

asktozu

BibiS

deron

yagmurtuana

lublaj

minare

bizimada

siirimsilerle

kahvegibi

kayipdusler

kin

ayza

qronikcapLonbaa

merwww

absuma

ayvalikzeytinyaglari

sihirlikoza

utkukeskin

duslercaddesi

sinanganyan

ortamkaynak

dizix

maisiyah

sakacikiz

alkmaar

genetikvebilim

sevgigezegeni

gunaydinim

adilask

femoooooo

BAYKELEBEK

bonitaaa

albay34

azmavi

Romantikmeyhane

fiberoptikci

bennns

yuksektopuklar

haydemir

huysuzundunyasi

sweetgirl

serseriasik1989

Lebiderya

ssiyah

1sessizgemi3

banamidedin

opopop

nero

sadnessstation

derin

becauseofyou

yesilim

ikizler

caglar

zeze

faLse

moonlight4

okayyildiz

anesa

batumania

semartizm

zelis

didolata

nebu

yust

milkboy

burs

cocukgelisimindebirnumara

fromyouother

hakanterman1905

ankaraatam

gezginfm

bilgeerhan

bloggul

sadakat

tamkarisik

sacmasapanla

Abhorrence

matematikseven

cilginkodlar

karalamadefterim

ilys

justintfanclub

kirkahvesi

ogulcanavci

zirveblog

dungeon

gkberk16

diloylo

hayaliperde

mervecan

ortaklarim




Visit Binnur Kaya Fan Sitesi
Personal Blogs - Blog Catalog Blog Directory
Add to Technorati Favorites Technorati Profile