Serzenişe pek meraklı arkadaşım Serzeniş Meraklısı tarafından geçtiğimiz pazartesi günü mimlenmişim. Ancak benim üç gün önce haberim oldu. Konumuz bayram.Bayramın bize getirileri falan filan... Ben bu konuyla ilgili yazmayarak bir mim geleneğini bozacağım. Çünkü bayram bitti malumunuz... Düşündüm taşındım, ne yazsam neden bahsetsem diye; aklıma bir doğumgünü yazısı yazmak geldi... Laf aramızda tam olarak dokuz gün sonra doğumgünüm olduğundan ne yazmam gerektiği konusu üzerinde çok da düşündüğümü söyleyemem. Düşündüklerim çok daha farklı şeylerdi. Mesela doğumgünümde hediye olarak ne isterim falan gibi şeyleri düşündüm. Aslında aklıma hiçbir şey gelmedi. Gerçekten vallahi hiçbir şeye ihtiyacım yok, sadece biraz daha huzur istiyorum. Umarım çok fazla şey istemiyorumdur. Yazıya başlamadan önce bir sürü şey listelerim diye düşünmüştüm. Zaten benim arkadaşlarım da hiç anlamazlar bu blog işlerinden. Blog yazdığımı bilmeleri ama bloguma hiç girmediklerini de benim bilmemden dolayı rahat rahat yazarım demiştim kendi kendime, ne de olsa okuyan olmaz falan filan feşmekan... :) Bir şey istemediğimi belirttiğim için yazıyı boşuboşuna uzatmanın bir alemi yok, bir an önce mimleme işlemine devam etmek istiyorum. Kasyaların kasyası Şehr-i Kasya'yı mimliyorum. İyi mimlemeler. :))
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2 de yatağa mı girdim, 3 de bilin ki kalkıp yazmaya başlamışımdır. Garip bir şahsiyetim ama olsun, alışırsın kolayca. Çok zorlamam seni, ama yok ben istemiyorum ne senin yazılarını, ne blogunu dersen o zaman da kaçışın yok bir yere. Kalbimde yine yerin olur ama hüzünler bölümünde ben kendimi yer dururum, yine gelmedi diye;
Neyse bu kadar duygusallık yeter bana.
İstiyorum ki herkes bir şeyler okusun, yazsın da şu cehaletimiz bir şekilde ortadan kalksın. Toplum olarak rahatlayalım artık. Sadece bloglar için değil sözüm, hiç durmadan bütün gün bloglarda gezinmenin de bir mantığı yok, sen de eline geçen her şeyi oku işte kardeşim! Arada da okuduklarını ya da yazdıklarını paylaş bizlerle.
Benim de genelde yazdığım şeyleri çıkarıp da birilerine gösterecek kadar cesaretli olduğum söylenemez ama sanal ortamda işler değişiyor.
Ben de o an içimden geçenleri ufak bir makine parçasına dolduruyorum...
Ufak mı dedim??? -Pardon... :)))
Bu 'ufak' makine parçası sayesinde blogcu da aksitabraxas linkine tıklayan herkes yazdıklarımı okuyabiliyor.
Sanırım bu şekilde kendimle ve yazılarımla ilgili olarak çok daha büyük bir iş yapmış oldum ve bunu düşünmek bile beni gerçekten mutlu etmeye yetiyor.
Umarım SEVGİLİ OKUYUCU, seni de mutlu edebilme maharetini gösterebilirim.Kendime başarılar dilerken, senin de blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim; tekrar DÜNYAMA HOŞ GELDİN!!!!