Kayıp Gül

Herkese merhaba!!!

Efenim basitliği, sadeliği severim diyerek giriş yapmak istiyorum. Bu yazımda sizlere bir kitap tanıtmaya çalışacağım. Aslında ben pek anlamam öyle kitap tanıtmaktan falan. Zira bu işler zor...  Dün ne yedin diye sorsanız onu bile hatırlamam, hafızam çok zayıf nedense. Okuduğum kitapları da maalesef hemen unutuyorum. O yüzden artık hangi kitabı okuduysam not ediyorum:

Kitabın adı

Yazarı

Yayın Evi

Kaçıncı Baskı

olduğu vs...

Başka türlü olacak gibi değil. Sanırım aynı anda kafamda türlü türlü düşünceler kol gezdiğinden bu unutkanlığım ya da ben kendimi böylesi bir sebeple avutmak istiyorum.

Lafı daha fazla uzatmadan vereyim kitabın adını.

Kayıp Gül

Evet en son okuduğum kitap kayıp gül, listede öyle yazıyor. Acaba listeye adını yazmadığım kitap var mıdır, bundan pek emin değilim doğrusu. Tek emin olduğum kitabı iki gün önce bitirdiğim.

Kayıp Gül isimli romanın yazarı da Serdar Özkan. Timaş Yayınları tarafından basılmış.

Tarihsel yazıları okumayı pek sevmem. Felsefe ve dinler tarihi kendimi bildim bileli ilgimi çekmiştir. Ancak bilmem kaç yılında, bilmem hangi olayın etkisiyle, bilmem ne olayı olmuş; bilmem kaç kişiye bilmem ne olmuş falan tarzı yazılar hiç ilgimi çekmez.

Yine de bir tesadüf müdür bilinmez ama aldığım kitapların çoğu içerisinde tarihsel ögeler barındırır.

Kayıp Gül öyle bir kitap değil aslında... Çok basit ve yalın bir kitap. Kafanızı karıştıracak, beyninizi yoracak bir kitap hiç değil. Birkaç saat içerisinde bitirebileceğiniz, sürükleyici de diyebileceğim bir kitap.

Aslında şaşırtıcı ve insanları bir nebze de olsa düşünmeye yönelten bir kitap olduğunu da eklemek lazım.

Her yaştan insan çok rahatlıkla okuyabilir. Gençler için daha fazla tavsiye ederim. Özellikle de aramızda lise talebeleri varsa, bu kitabı okusunlar derim. Dedim ya kitap oldukça sade, dolayısıyla işinde gücünde amcalar, teyzeler beğenir mi bilemiyorum. Hmmm bu ne böyle, aman tırt demeyin sonra. 34 ülkede 40'ı aşkın ülkede yayınlanmış, çok güzel bir şey bu.

Kitabın kapağında çok da ilginç bir not var. Neden ilginç olduğuna gelicem.

"Simyacı, Küçük Prens ve Martı'yı sevenlerin mutlaka okumaları gereken bir kitap." yazılı.

Bu yazı kitabı okumamda çok etkili oldu aslında. Aslında bu kitabı okumaya başlamadan önce Simyacı'yı okuyacaktım ama kardeşim şuan tesadüfen onu okuduğundan (Evet, bu bir tesadüf.) ben de sonraya erteledim. Martı ve Küçük Prens'i yıllar önce okumuştum ama sanırım yeniden okuma vakti geldi, çünkü bu iki kitaba dair tek hatırladığım şey güzel olmaları. Onun dışında hiçbir şey hatırlamıyorum.

Kayıp Gül'de ise:

Annesinin ölümüyle birlikte kayıp bir ikizi olduğunu öğrenen Diana'nın San Francisco'dan İstanbul'a yapmış olduğu ilginç yolculuk konu ediliyor.

Ben beğendim kardeşim, özellikle de sonu çok etkileyiciydi ama söylemem.

Yok bir de söyleseydin dediğinizi duyar gibiyim.

Eeee hadi ben kaçayım öyleyse...

 

aksitabraxas

15.09.2010

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !