İnsan olmak garip, insan olmak güzel ve bir o kadar dehşet verici. İnsan sakin, insan durgun, suskun.Hiddetli, şiddetli, gürültülü patırtılı...Aciz; aynı zamanda güçlü, kuvvetli.Düşünceli düşüncesiz, akıllı ve akılsız...
İnsan bu, garip. Ne yaptığını, ne yapacağını tahmin etmek güç, bazen imkansız. Kırar döker, duyarsızdır. Duygusaldır, acı çeker, ağlar; yeri gelir güler gözlerini de gülüşüne ortak ederek, şımarıktır, söz dinlemez, patavatsızdır... İnsan bir hoştur, tanımak zordur onu, anlamak zordur. Ömür yetmez, derdi bitmez. Çatık kaşlıdır, dedikoducudur. Güvenilmez, inanılmaz bir yaratıktır. İnsan bebektir, çocuktur, gençtir, yaşlıdır; hem annedir hem baba; bazen büyükanne bazen dede... İnsan hepsi olur bazen, sorumludur, bir o kadar da sorunludur. Girişkendir ve tembeldir. Sinir stres sahibidir. Yorgun, kırgın, dargın, sevimsiz, ne olduğu belirsiz bir şeydir insan. Kimseyi sevmez, işkencecidir. Sözlerine güven olmaz, korkaktır, korkutucudur, istismarcıdır, sapıktır, adaletsizdir, günahkardır, masumdur, inatçıdır, kibirlidir, sevimlidir, sıkıcıdır, araştırmacıdır, meraklıdır... Ayyyy yoruldum vallahi yazarken, 'insan' dedik ya sonu gelmez yazıların, kelimelerin. Özellikler sıralanır ardı ardına fakat önemli olan bu özelliklerden ziyade bizim bu özelliklerin ne tarafında olduğumuz... İyi miyiz, kötü mü?
Kendimi düşünüyorum bu noktada, malumunuz en iyi tanıdığım insan kendim olduğundan... Sanırım iyi bir insanım, yani en azından ben öyle olduğumu düşünüyorum. Kötü huylarım da vardır, hem de bir tane bile değil ama yine de iyiyim... Vicdanım var, hem de aktif bir vicdan, düşünürüm, sorgularım. İnsanlara zararım dokunmaz, belki de dokunur, bilmiyorum. Hayvanlara zarar vermem, zaten dokunamam, korkarım. Severim hepsini, ama uzaktan. Çok konuşmam, amma ve lakin konuşmaya başlarsam da susmam. Müzik dinlerim, kitap okurum, arkadaşlarımla sohbet ederim, hatta bazen dedikodu bile yaparım ama insan hayatına karışmam. Beni eleştirirlerse konuşmam, sadece dinlerim.Bu konuda da eleştirirler laf aramızda, "Sana diyoruz, neden tek kelime etmiyorsun?"diye. Etmem işte, ne yapayım ben böyleyim. Evde oturmayı çok severim, 'yaprak dökümü' favori dizimdir. Ümmü Gülsüm, Celine Dion, Zeki Müren,Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Sabah, Warda, Fairuz, Mariah Carey, Şebnem Ferah, Epica, Camelot dinlemekten zevk aldığım kişilerden bazılarıdır. Hayal kurarım hep, nedense severim bunu, görev bilirim kendime... Hayalsiz yaşanmayacağını düşünenlerdenim. İnsanları çok severim, o yüzden de çok acı çekerim. Babama taparım:
-Melek babammmmm...
-Niye, meleklerin kökü mü geldi?
babamla aramızdaki en favori repliktir.
Mısır hayranıyımdır, en büyük hayalim de Mısır'a gitmek zaten. İnsanlara hiç güvenmem.Çünkü güvendiğim ve güvenmediğim insanların bana zarar verebileceğini bilirim... Güvenmem ama güvenmeye çalışırım, sadece güvenmeyi istediğim insanlara tabi.Daha doğrusu, tanımaya çalışırım onları.Gece dışarda durmayı pek sevmem ama güneşe alerjim olduğundan genelde akşam vakitleri çıkmayı tercih ederim. Sanırım insanların en ilginç buldukları özelliğim 'çay'ın tadını bile bilmiyor olmamdır...Sebep sormayın; küçükken rüya görmüştüm, etkilenmişim, o gün bu gündür içmem...Bir kere denemiştim -hiç unutmam 6. sınıfa gidiyordum.- sonrası evlere şenlik, yoksa kabus mu demeliydim...
Bencilimdir, sevdiğim insanları kıskanırım. Bu iyi bir huy değil belki ama böyleyim deyip geçiyorum, kendimi değiştirmeye çalışmıyorum sanırım. Kabullenmişim olduğu gibi.
En başta mı yazmam gerekiyor bilmiyorum ama hani assolistler en son çıkarmış denir ya, Atatürkçüyümdür ve bununla da gurur duyarım, herkesin de öyle olmasını isterim. Bu konuda yazacak ve söyleyecek çok şey olduğunu düşünüyorum, ama bütün bunları şimdilik içimde biriktiriyorum. Enerji birimimi sonraya saklamayı tercih ediyorum...Hmmm enerji birikimi demişken, beni yakından tanıyanlar bilir, Mustafa Balbay hayranlığımı... O da öyle der hep, "İnsanlarda enerji birikimi var.", o birikinti bende halâ var, ne zaman patlarım bilemiyorum.
Kendimi tanımaya çalışıyorum ama işte, kolay değil öyle... Elimden geldiğince düşünmeye çalışıyorum, şimdi de yazmaya çalıştım. Ben bu yazdıklarımım ve daha fazlasıyım.Sadece yazmak istedim...
Biliyosun blogunla bugün tanıştım. Durum böyleyken hemen yazılarını okumaya devam ediyim dedim. Hemen bir ortak nokta buldum :) Sence Cumhuriyet Gazetesi okurusun ve Mustafa BALBAY hayranısın. Bende Hikmet ÇETİNKAYA'yı çok beğenirim.
Atatürk ve Atatürkçülük üzerine yazacağın yazıyı merakla bekliyorum... Seninde dediğin gibi önce biraz kelimelerin bekleyip, kıvamını alması gerek.
Beni eleştirirlerse konuşmam, sadece dinlerim.Bu konuda da eleştirirler laf aramızda, "Sana diyoruz, neden tek kelime etmiyorsun?"diye. Etmem işte, ne yapayım ben böyleyim. Evde oturmayı çok severim, 'yaprak dökümü' favori dizimdir
sanırım tanımlayamayacagımız tek varlık insan oğludur..
her an değişim içinde,her an farklılık peşinde falna fıstık..
kendimizi bile çözemezken bir çok kes,başka ınsanları çözmek imkansız gelir..
konuyu zor seçmişsin..
yada konu çok kolay da biz zorlaştırma işindeyiz.. :D
görürşüz .. ;)
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2 de yatağa mı girdim, 3 de bilin ki kalkıp yazmaya başlamışımdır. Garip bir şahsiyetim ama olsun, alışırsın kolayca. Çok zorlamam seni, ama yok ben istemiyorum ne senin yazılarını, ne blogunu dersen o zaman da kaçışın yok bir yere. Kalbimde yine yerin olur ama hüzünler bölümünde ben kendimi yer dururum, yine gelmedi diye;
Neyse bu kadar duygusallık yeter bana.
İstiyorum ki herkes bir şeyler okusun, yazsın da şu cehaletimiz bir şekilde ortadan kalksın. Toplum olarak rahatlayalım artık. Sadece bloglar için değil sözüm, hiç durmadan bütün gün bloglarda gezinmenin de bir mantığı yok, sen de eline geçen her şeyi oku işte kardeşim! Arada da okuduklarını ya da yazdıklarını paylaş bizlerle.
Benim de genelde yazdığım şeyleri çıkarıp da birilerine gösterecek kadar cesaretli olduğum söylenemez ama sanal ortamda işler değişiyor.
Ben de o an içimden geçenleri ufak bir makine parçasına dolduruyorum...
Ufak mı dedim??? -Pardon... :)))
Bu 'ufak' makine parçası sayesinde blogcu da aksitabraxas linkine tıklayan herkes yazdıklarımı okuyabiliyor.
Sanırım bu şekilde kendimle ve yazılarımla ilgili olarak çok daha büyük bir iş yapmış oldum ve bunu düşünmek bile beni gerçekten mutlu etmeye yetiyor.
Umarım SEVGİLİ OKUYUCU, seni de mutlu edebilme maharetini gösterebilirim.Kendime başarılar dilerken, senin de blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim; tekrar DÜNYAMA HOŞ GELDİN!!!!