Dün komedi niyetine Uğur Dündar'ın sunduğu, İ nokta Melih Gökçek ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözde 'Düellosu'nu izledim. Gülmekten altıma yapacağım diye az tırsmadım hani. Hayır, benim gözümde İ 'nokta' Melih Gökçek zaten en başta fauldeydi ama adam kendisinden beklemediğim bir performans gösterip o kısa süre zarfında kendi kalesine gol atıp durdu. Doğrusunu isterseniz ben atılan bu golleri sayamadım. Kemal Kılıçdaroğlu'nu da ayreten takdir ettim. Hakikaten sabır denen şey bana ne kadar uzakmış, bunu gözlerimle kanlı canlı gördüm. Adam bütün saçmalıkları nasıl sabırla dinledi, hayret doğrusu. Ben bir ara evde, televizyonun başındayken, ben Ankara'da doğmuş ve orada büyümüş birisi, kulaklarımda alev toplarıyla izledim bu sözde düelloyu. Tabi bir taraftan cep telefonuma gelen "Abra, dolandırılmışsınız...." şeklindeki mesajlarla da cebelleştiğimi söyleyebilirim. Aslında programda beni en çok güldüren şey; İ nokta Melih Gökçek'in Kemal Kılıçdaroğlu'nun yapmamasını istediği şeyleri belirttikten sonra onları ve hatta daha fazlasını yapması ve söylemesiydi. Bu benim gözümde insanın kendini milyonlarca insanın önünde rezil etmesinden başka hiçbir anlam taşımıyordu açıkçası. Konu Ankara'nın doğalgaz sayaçları olmasına rağmen, bu konu hakkında, bırakın bir sonuca varmayı konuşulamadı bile. Tabi Ankara'nın Büyükşehir Belediye Başkanı'nın buradaki payını görmemek mümkün değil. Takdir ettim bu çabasını. 'Alnının teriyle' çalıştı ve geçiştirdi programı. Acaba Akp'li üyeler bu programı izleyince ne düşündüler ya da tıpkı benim gibi onların da bu saçmalık karşısında dudakları uçukladı mı? Eğer öyle olmadıysa, bunun aymazlıktan başka bir anlamı olmaz. Bir de "Bunu yapan şerefsizdir." şeklindeki cümle program süresinde Melih Gökçek tarafından kaç kere sarf edildi bilen varsa söylesin. Sanırım hemen hemen her cümlede geçti. Abarttığımı düşünüyorsanız, iki cümleden birinde diyelim ama daha fazlası olamaz herhalde. Uğur Dündar deseniz resmen dalga geçti adamla. Program boyunca "Efendim lütfen klasörlerinize iyice bakın, söylemeyi unuttuğunuz şeyler olmasın." demekten dilinde tüy bitti. Bu da ayrı bir komediydi. Hele programın bitimine doğru "Açıkçası bir daha sizin katıldığınız bir açık oturuma katılmak istemem." demesi yok mu, programın en bomba sözlerinden biriydi. Aslında Kemal Kılıçdaroğlu'na gerek kalmadan Melih Gökçek kendi yenilgisini herkesin gözünün önünde bir çarşaf gibi serdi. Çok ilginç, ben ciddi bir tartışma olmasını bekliyordum. Seviyesiz bir uslûp, konudan ani şekilde sapmalar, birbiriyle çelişen cümleler... Samimi olarak söylemeliyim ki, artık Melih Gökçek çıksın hayatımızdan yahu! Başta da belirttiğim gibi, Ankara'da doğdum, orada büyüdüm ama Ankara halkını da anlamıyorum yıllardır oylarını nasıl boşa veriyorlar...Neyse dama çıkardıkları (...) nı kendileri indirsinler. Akp acaba aday olarak kimi gösterecek, bunu da acayip merak ediyorum. Melih Gökçek yine aday olursa benim bittiğim andır, bence sözler de biter bu noktada. Çok güldüm, çok eğlendim. Ancak işin gerçek yüzü şu ki; durum vahim ve aslında güldüğümüz ağlanacak olan halimiz ve bir halkın düşmüş olduğu acınası durum. Sevgiler.
Eveeet!...
Bu güzel sayfalarda bizler,(sizlerin niyetinizin ne olduğunu bilemiyoruz)
siyasete,sevimsizliklere,saygısızlıklara bulaşmadan,
hayatın güzelliklerini,artık çok zor yakalayabildiğimiz tebessüm damlacıklarıyla derlemeye çalışarak sunma çabasındayız.
Ekonomik problemler,psikolojik problemler,sosyal problemler,savaşlar,kargaşalar,hırsızlıklar, daha bir çok sevimsizlik alıp başını gitmiş, mutsuzluk adına ne var ise, her biri sarıp sarmalamış sıkıca hayatımızı.
Bu çirkef içinden söküp alabildiğimiz üç beş damla güzelliği burada paylaşmak, sanal da olsa mutluluğun o çok ihtiyacımız olan sihirli havasını koklamaktır amacımız.
Şüphesiz her birimizin bir siyasi görüşü, inandığımız ve savunduğumuz ideolojilerimiz var.
Yeri geldiğibnde her birimiz doğru bildiğimizi savunuyor, karşımızdakine empoze etmeye çalışıyoruz.
1980 öncesinin kan kokan günlerini yaşaya biri olarak ben diyorum ki;
karşınızdaki insan hangi görüşte olursa olsun,
hırsız, soyguncu,katil,hortumcu,yalancı olsa bile,
hakkında kesim hükümler olmadıkça, elle tutulabilen belgeler olmadıkça bir yargıya varmayınız.
Son 7 yılımı Ankara'da geçirdim ve M.Gökçek'i de çok seven biri değilim.
O oturumu da 10 dakika ya seyrettim, ya seyretmedim.
Söyleyeceğim şu;
M.Gökçek iyi bir belediye başkanı olmayabilir.
Ama unutmayalım ki bulunduğu mevkiye milletin oyu ile gelmiştir ve yine onun iradesi ile akibeti belli olacaktır.
Buna ne Aydın Doğan'ın(bence Türkiye'nin en büyük hırsızıdır) maaşlı memuru Uğur Dündar, ne de yerel yöneticilik bazında milletin çoktan sınıfta bıraktığı ve bir daha asla sınıf atlatmayacağı CHP zihniyetinin bir elemanı karar verecektir.
O proğramda önce ithamlarını ispat etmesi gerekirdi Kılıçlaroğlu'nun.
At çamuru, izi kalsın.
Sandık böyle ucuz siyasete prim vermiyor.
Bu zihniyet değişmedikçe,
milleti adam yerine koymadıkça,
kendini toplumun üzerinde görmekten vaz geçmedikçe CHP nin seçkin(!) mensupları,M.Gökçek daha çok seneler Ankara belediye başkanı olarak yaşar.
Çankaya'da yaşadım 7 yıl.
Hiç bir Anadalu kasabası o kadar pislik içinde değildi.
Ayrıca klor yolsuzluklarını da unutmadık.
güleriz ağlanacak halimize:)
gerçekten millet olmak için devlete ihtiyacı olan bir yönetim şeklinde, devlet adamlarının "adam" bile olmadığı niteliksiz hükümetimizle ne de güzel açığa vurmuşsun tüm cehaleti.
yoksa o hikaye gerçek mi oluyor?
" milletvekili olan ama insan olamayan insan'cık'lar..."
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2