Evet yanlış okumuyorsunuz, 4. kez sobelenme şerefine nail olmuş bulunmaktayım…
Sevgili Jojee beni sobeledi, birini sobeleyebilmem için oyunun kuralları içerisinde hareket etmeli ve birkaç sorunun yanıtını siz, okuyucularla paylaşmalıyım. Dilerseniz hemen başlayayım:
İsminiz?
Valla kimliğimde yazılanı yazmama gerek yok sanırım, gerçi blogumu takip edenler zaten soy ismime kadar biliyorlar, herneyse “Abraxas” denmesini tercih ediyorum. Zaten arkadaşlarım da bana abraxas, abrix, abra, abrakadabra ve hatta abrahaks gibi isimlerle hitap ediyorlar. Bu son yazdığım isimle hitap etmeyin, bozuşuruz benden söylemesi… :))
Nerelisiniz?
Aslında bu konuda da birtakım fikir ayrılıkları yaşamaktayım. Ankara’da doğdum, orada büyüdüm. Eğitimimi İstanbul’da devam ettiriyorum. Babam Kars’lı ama aslında onun babası İran’dan mı ne gelmiş, ailecek böyle bir karmaşaları var, hala anlamış değilim, zira diğer amcamlar da Rus. Bazen diyorum acaba babamda da Rusluk var mı? Adam bildiğiniz beyaz tenli, sarışın ve renkli gözlü… İşte böyle şeyler, artık siz neresi derseniz oralıyım… Hepsi kabulümdür.:)
Yaşadığınız yer?
İstanbul-Ankara arasında mekik dokumaktayım.
Mesleğiniz?
Henüz bir mesleğim olduğunu söyleyemem, ancak mesleki eğitimimi İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde devam ettiriyorum. (Ahan da kimliğim açığa çıktı :p)
Hobileriniz:
Tartışmasız ilk sırada müzik var, gitarda klasik müzik eğitimi aldım ama okul dersane falan devam ettiremedim. Daha sonra tiyatro var, yine bir sene tiyatro eğitimi aldım ama sıkıldım, çok vakit alan bir iş, izlemek daha zevkli. Satranç benim hobi kriterlerine sokabileceğim ilk çalışmam aslında. Yaklaşık üç yıl satranç eğitimi aldım ve iki sene de mezun olduğum ortaokulda gönüllü olarak satranç dersleri verdim. Şimdilerde benimle oynayan kimse olmadığından bu da havada kaldı… Resim yapmayı çok severim, lisedeyken modeller üzerinde saatlerce çalışırdık, bu da resim konusunda gelişmeme çok yardımcı oldu diyebilirim. Son olarak tarihi mekanları gezmeyi çok seviyorum, herkese de tavsiye ederim… Gidilecek yer tarihi bir mekansa eğer, hiç sıkılmadan bin kere gidebilirim. :))
Evli misiniz?
Önümüzdeki yetmiş beş yıl boyunca evlenmeyi düşünmüyorum zaten insanı bir arada tutan şey bir imza mıdır? Buna hiç inanmam.
Kaç çocuğunuz var?
Henüz yok ama planlarım var, mesela bir çocuk evlat edinmeyi çok istiyorum ilerde, çocuklar dünyadaki bütün güzellikleri yaşamayı hak ediyorlar çünkü, hepsini çok seviyorum.
En sevdiğiniz yemek?
Valla çok var…
Annemin yaptığı mantıya asla hayır demem mesela… Sonra Süleymaniye’de kuru fasulye pilav yemeyi hiçbir şeye değişmem. Karnı yarık da acayip severim. Sarma falan ne bulursam yerim. Dolmayı sadece zeytin yağlı severim.
Nerelere gitmek istersiniz?
Hangi birini sayayım bilemiyorum ama Türkiye sınırları içinde kalırsak eğer kesinlikle Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgeleri’ni gezmek isterim. Yok, eğer illa sınır dışına çıkacaksam Kahire ve Barselona görmek istediğim şehirlerin başında yer almakta… Yine de ömrüm olsun da daha fazla yeri göreyim.Biraz aç gözlüyüm galiba. :))
Evet efendim, soruları başarıyla cevapladım ve beş yıldızlı pekiyiyi hak ettim, şimdi gidip kendime kurdele takacağım ama öncesinde PuCCa’yı sobeliyorum.
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2 de yatağa mı girdim, 3 de bilin ki kalkıp yazmaya başlamışımdır. Garip bir şahsiyetim ama olsun, alışırsın kolayca. Çok zorlamam seni, ama yok ben istemiyorum ne senin yazılarını, ne blogunu dersen o zaman da kaçışın yok bir yere. Kalbimde yine yerin olur ama hüzünler bölümünde ben kendimi yer dururum, yine gelmedi diye;
Neyse bu kadar duygusallık yeter bana.
İstiyorum ki herkes bir şeyler okusun, yazsın da şu cehaletimiz bir şekilde ortadan kalksın. Toplum olarak rahatlayalım artık. Sadece bloglar için değil sözüm, hiç durmadan bütün gün bloglarda gezinmenin de bir mantığı yok, sen de eline geçen her şeyi oku işte kardeşim! Arada da okuduklarını ya da yazdıklarını paylaş bizlerle.
Benim de genelde yazdığım şeyleri çıkarıp da birilerine gösterecek kadar cesaretli olduğum söylenemez ama sanal ortamda işler değişiyor.
Ben de o an içimden geçenleri ufak bir makine parçasına dolduruyorum...
Ufak mı dedim??? -Pardon... :)))
Bu 'ufak' makine parçası sayesinde blogcu da aksitabraxas linkine tıklayan herkes yazdıklarımı okuyabiliyor.
Sanırım bu şekilde kendimle ve yazılarımla ilgili olarak çok daha büyük bir iş yapmış oldum ve bunu düşünmek bile beni gerçekten mutlu etmeye yetiyor.
Umarım SEVGİLİ OKUYUCU, seni de mutlu edebilme maharetini gösterebilirim.Kendime başarılar dilerken, senin de blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim; tekrar DÜNYAMA HOŞ GELDİN!!!!