Direksiyon sınavı ve rezil halim...

Dün direksiyon sınavım vardı. Sabahın köründe kalktım, hazırlandım, zar zor da olsa kursa yetişip sınav alanına gidecek olan servise bindim.

Acayip bir kalabalık vardı. O yola daha önce de hocayla birlikte gitmiştik ve normalde tamamen boş olan yolda hocadan öğrendiğim kadarıyla 6000'e yakın aracın olduğunu görmek beni müthiş bir depresyona soktu.

Ayrıca yolda birçok kaza olduğunu görmek ve bir kısmını da direksiyon sınavını bitirip gelenlerden duymak bir hayli can sıkıcıydı.

Bu arada daha önceden hiç görmediğim başka bir hocadan hangi arabada ve kaçıncı sırada olduğumu öğrendim. Şansıma kendi hocama denk geldim ve çok mutlu oldum fakat 29 kişilik sıranın 23.sırasında olduğumu öğrenmemle moralim bir kez daha bozuldu. Çünkü hava çok sıcaktı, ben çok uykusuzdum ve sınavın yapıldığı yer çok ıssızdı. Afedersiniz ama tuvalet bile yoktu. Hiçbir şey yememe ve içmememe rağmen psikolojik olarak 'malumunuz' geldi yani...

Aradan birkaç saat geçtikten sonra yanımda oturan kadın karşı yolun biraz ilerisinde tarlada bulunan evi işaret ederek: "Yapacak başka bir şey yoktu. İzin istedik, sağolsun verdiler." dedi. "Hadi ya! Gidelim mi bir daha dedim." Kadın boş gözlerle suratıma baktı, haklı tabi. Birkaç dakika sonra bir araba geldi ve kadın koşa koşa gitti, sonra da dönüp eliyle beni çağırdı. Ben olayı anlayıp koşarak oraya gittim ve arabaya attım kendimi.

Nasılsa bana daha 8 kişi falan vardı.

Sınav yerine yakın bir alışveriş merkezine gittik ve ben onlara çok minnettarım şuan, ne yalan diyim valla. :)

Sonra hiç unutmuyorum 10 numaradaki bayan arabaya bindi ve nerdeyse herkesi eziyordu. Herkes şoka girdi. 10 dk. sonra da geri geldiler. Canım hocacım arabadan bir hışımla indi. Gelişi de zaten felaketti. Hoca yanındakilere "Sakinleşiyim döneceğim." diyordu.  Sonra da 19 numaradaki kişi geçti sürücü koltuğuna başka bir hocayla. "Eyvah!" dedim. Ben başka hocayla gitmem ülen diye düşünürken hocanın yanına gidip "Hocam kaç dakikaya sakinleşirsiniz?" diyip bir taraftan da bana kaç dakika sonra sıra geleceğini hesaplamaya çalışıyordum aşağı yukarı. Hoca da güldü ve sinirinin çabuk geçeceğini söyledi.

20, 21, 22 gitti ama bizim hocada tık yok. Hocayı zorla indirdim arabadan. Neyseki indi, hocayla benim cüssemi kıyaslayacak olsak inmese inmezdi yani. :) Neyse 22 numaranın gelmesiyle büyük korkular ve bacaklarımın titremesine aldırmadan arabaya bindik. Çalıştırdım arabayı ve yola koyulduk.

İlk başlarda son sırada olmam moralimi bozsa da zamanın geçmesiyle yolun boşalmış olması beni bir o kadar rahatlattı. (Yol dolu olsa titremelerim ne seviyede olurdu, yorum yapmıyorum.)

Hiçkimseye aldırmadan yola koyuldum. Hocaların hızını artır, vites değiştir gibi sözler söylemelerini beklemeden her şeyi kendim yaptım. Bir ara hocanın üç kere arka arkaya "Debriyaj fren!" demesini saymazsak hiçbir şey de duymadım zaten. Hocanın ayaklarının altındaki pedallara bir şeyler koymuşlardı. Yani hoca müdahale etse ışık yanıyormuş. Bende buna gerek kalmadı sanırsam, yarın açıklanacak sonuçlar. Sinyallerimi falan da tam yaptım.

Başladığımız yere geri döndüğümüzde de gayet rahatlamış ve sakindim artık. Arabadan inerken arkadaki hocalar "Geçmiş olsun." dediler ve ben de teşekkür edip "Kolay gelsin size de." dedim.

Bitmişti ama ben de bitmiştim. Yüzüm falan sıcaktan o kadar kötü yandı ki anlatamam. Özellikle burnum ve dudaklarım çok kötü oldu. Bepanthene'li geziyorum ortalıkta. Zaten beyazım her daim. Pancar gibi kıpkırmızı bir burun ve dudakla rezil durumdayım. Gözümde de güneş gözlüğü vardı. Gözlüğün geldiği yerler beyaz diğer yerler kırmızı. Ay çok çirkin... Yarın da okul açılacak. Yandım yandım...

aksitabraxas

19.09.2010

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !