Sinemayla arası olmayan bir insan olarak, bu sabah ilk işim erkenden kalkıp hazırlanmak ve sinemaya içimde "Acaba yer kalmış mıdır?" şeklinde endişelerle gitmek oldu. Bayram tatilini fırsat bilip Can Dündar imzalı ve bugün yani 29 Ekim günü vizyona giren 'Mustafa' adlı filme gittim. Şanslıymışım ki bu filmi vizyona girdiği ilk gün izleme fırsatı buldum. Çok mutluyum :))) Mükemmel bir iş başarmış sevgili Can Dündar ve ekibi. Özellikle animasyon filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz çocukları böyle bir filmde görmek çok güzeldi. Filmin bir başka alternatifi olmadığından izleyici sayısının da çok olacağını düşünüyorum. Goran Bregoviç imzalı müzikler de insanı kendisine hayran bırakıyor. Ayrıca filmde, tarih derslerinden tanımış olduğumuz Atatürk'ün dışında bir Atatürk de anlatılıyor ki, bu oldukça güzel bir ayrıntı,gerçi birtakım yanlış bilgiler de var gibi geldi.Bunu tam olarak anlamam için bir kere daha izlemeyi düşünüyorum. Uzun lafın kısası bu filme gidin kardeşim!!! Annenizi, babanızı, kardeşinizi, ablanızı, abinizi, dayınızı, halanızı, kuzeninizi, yeğeninizi, arkadaşlarınızı vs. vs. de götürün ya da onlara filme gitmelerini söyleyin... Hayır, ben bu filmin reklamını yaparak para falan almıyorum, sponsor falan zaten olamam. Ben kimim ki! Bu tarz yapımlara ihtiyacımız vardı aslında. Güzeldi, hem de çok. Sevgiler.
Atatürk'ü her şekiliyle ele almış ve bu yorumlarda söylenilen şeylerin neden hiçbirini bu filmde göremedim. Can Dündar yapıyor. Ben daha da sevdim Atamı
Sen şimdi bu yazıyı yayınla bende seni anlından öpeceğim.
YILMAZ ÖZDİL
Mustafa'ya gittim...
Sarhoş.
Kafayı bulunca ağlayan...
Hoyrat.
Soğuk.
Kalpsiz.
Çevresine eziyet eden...
İtiraz edeni asan...
Arkadaşlarını satan...
Goygoycuların dolduruşuna gelen...
Milletten bihaber.
Hatta milleti küçümseyen...
Alay eden.
Hesabını kitabını bilmeyen...
Batı hayranı.
Sefa düşkünü.
O balo senin...
Bu balo benim, gezen.
Zampara.
Cephede bile karı-kız düşünen...
Savaşmadığı için sıkılan...
Ordu varken, çete kurmaya kalkan...
Devrimleri intikam için yapan...
Dinsiz.
Kendi heykellerini diktiren...
Megaloman.
Bencil.
Günde 3 paket sigara içen.
Usul usul intihar eden...
Psikolojik bunalımda...
Yalnız.
Çaresiz.
Basiretsiz.
Zavallı bir adam.
*
Mustafa'daki Mustafa bu.
*
Anafartalar 1 saniye.
İşgal 2 saniye.
Tası tarağı toplayıp kaçmak için, sığır sürüsünün çıkardığı toz bulutundan bile tırsan... Sığır sürüsüyle düşman ordusunu ayırt etmekten aciz biri... Başkomutanlık meydan muharebesi desen... Taktiğini falan başkasından araklamış zaten.
*
Hak edilmiş bence Oscar...
En azından Nobel.
aksitabraxas:
O filmde bunların hiçbiri yok!
Ben ne 2. cumhuriyetçiyim ne de Can Dündar'ın reklamını yapıyorum.Size daha önce söylediğim şeyi tekrar söylüyorum. Onun ya da bunun, kim olduğu hiç önemli değil, siyasi görüşünüz uysun ya da uymasın bu da önemli değil, başkalarının yorumuna bakarak kendinize göre, kendi istediğiniz biçimde yorumlamayın. Hata edersiniz, haksızlık edersiniz. Benim tek söylediğim bu ve bunu da söylemeye devam edeceğim. Filmi izleyin, ondan sonra yorumuzu dikkate alayım. Sadece size ait olan yorumu...
Sevgiler.
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2 de yatağa mı girdim, 3 de bilin ki kalkıp yazmaya başlamışımdır. Garip bir şahsiyetim ama olsun, alışırsın kolayca. Çok zorlamam seni, ama yok ben istemiyorum ne senin yazılarını, ne blogunu dersen o zaman da kaçışın yok bir yere. Kalbimde yine yerin olur ama hüzünler bölümünde ben kendimi yer dururum, yine gelmedi diye;
Neyse bu kadar duygusallık yeter bana.
İstiyorum ki herkes bir şeyler okusun, yazsın da şu cehaletimiz bir şekilde ortadan kalksın. Toplum olarak rahatlayalım artık. Sadece bloglar için değil sözüm, hiç durmadan bütün gün bloglarda gezinmenin de bir mantığı yok, sen de eline geçen her şeyi oku işte kardeşim! Arada da okuduklarını ya da yazdıklarını paylaş bizlerle.
Benim de genelde yazdığım şeyleri çıkarıp da birilerine gösterecek kadar cesaretli olduğum söylenemez ama sanal ortamda işler değişiyor.
Ben de o an içimden geçenleri ufak bir makine parçasına dolduruyorum...
Ufak mı dedim??? -Pardon... :)))
Bu 'ufak' makine parçası sayesinde blogcu da aksitabraxas linkine tıklayan herkes yazdıklarımı okuyabiliyor.
Sanırım bu şekilde kendimle ve yazılarımla ilgili olarak çok daha büyük bir iş yapmış oldum ve bunu düşünmek bile beni gerçekten mutlu etmeye yetiyor.
Umarım SEVGİLİ OKUYUCU, seni de mutlu edebilme maharetini gösterebilirim.Kendime başarılar dilerken, senin de blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim; tekrar DÜNYAMA HOŞ GELDİN!!!!