Bugün benim için oldukça yorucu bir gündü. Yıllardır görmediğim halam ve hiç görmediğim bir sürü akrabayı bugün evimizde ağırladık. Kuzenim falan da gelmişti, onları da uzun zamandır görmemiştim. İstanbul'da kardeşimle 3. senemiz ama henüz evimizi bilen pek fazla eş dost yok. Zaten babamlar da bu bayram İstanbul'a gelmemiş olsalardı, kimbilir ne zaman görüşecektik... Dün de dayımlar falan gelmişti. Çok ilginç, Ankara'da olsak bu kadar misafir gelmezdi. Bol fotoğraf çekildik, görmemişler gibi. Sağlığınız açısından fotoğrafları koyamayacağım. Tam bir aile saadeti. Uzun zamandır bu kadar kalabalık içerisinde bulunmamıştım, tabi okul, arkadaş ortamı vs. hariç. İşin en zor kısmı bulaşıkları yıkamaktı.Biz evde iki kişi olduğumuz için gün içersinde bulaşık yıkamak pek zorlamıyor. Zaten bu yüzden bulaşık makinemiz de yok. Bunun zorluğunu bugün ciddi anlamda yaşadım. Yemekler yendi; çaylar, kahveler, meyve suları içildi. Bende yapılan her şeyin hemen ardından bulaşıkları yıkadım ki birikmesin, yorulmayayım bir anda dedim. Ayy iyiki öyle yapmışım. Zaten bulaşıklar birikmeden yıkadığım halde belim baya ağrıdı. Ama olsun değdi. Kendimi iyi hissediyorum şuan. Zaten okuyanlarınız bilir annemin pek sevgili ailesinden yana olan şikayetlerimi. Onlara olan kızgınlığım karşında bugün yine babamın ailesi çıktı karşıma. Onları seviyorum. Gerçi halamla hiç konuşmadım, Türkçe bilmediği için. Dil, din, ırk vs. bunlar gerçekten engel değil insanların birbirlerini sevmeleri için. Bunu bugün bir kez daha anladım. Halamın o sapsarı saçları bile masmavi gözleri gibi parladı durdu karşımda. Kimbilir bir daha ne zaman göreceğim ama olsun bugün kendimi hakikaten uzun zamandır hissetmediğim kadar iyi hissetmemi sağladıkları için onlara ne kadar teşekkür etsem de azdır. Sevgi, dostluk, iyilik, mutluluk, zaman... son zamanlarda sadece benim değil aslında hepimizin fazlasıyla ihtiyaç duyduğumuz kavramlar. Bütün bunlara açız adeta. Bayramlar da bunlara vesile oluyor aslında, bu günlerde insanlar kendilerini mutlu olmaya odaklıyorlar belki de, bilemiyorum. Herneyse işin bilimsel taraflarını burada tartışmayacağız. Zira ben yoruldum bu işlerden. Hatta şuan bu cümleyi yazdığım sırada bile strese girdiğimi söyleyebilirim. Vicdan azabı çekiyorum, gözümün önünde asetilen molekülleri, ya da ne bileyim bir çeşit asit baz titrasyonu canlanıyor... Ay cidden stres verici. Ölümüm bunların elinden olacak... Bakın, bayram günü ağzıma aldığım kelimelere, gerçi bu işler bayram falan tanımıyor ama... Uzatmadan sevgiler diyip kaçayım yoksa konu gereksiz bir yere taşınıyor...
Blogcular olarak el ele vererek bir yardım kanpanyası başlattık. İlk adım olarak Huzur evini seçmiştik. Bayramda bu güzel organizasyonu gerçekleştirdik. İlgili bloga www.bireluzat.com adresinden ulaşabilirsiniz.Yapılacak olan yardım organizasyonlarında sizleride aramızda görmekten mutluluk duyarız. İlgilerinize Tsk ederim.
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2