Evet, yanlış görmüyor yanlış okumuyorsunuz. Bugün bana araba çarptı. Kelime oyunu falan da yapmıyorum, altından ne çıkacak diye düşünmenize de gerek yok. Bildiğiniz bizi bir yerden başka bir yere götürme işlevi gören araç çarptı. Verilmiş sadakam varmış, diyorum. Aslında anlatmaya dünden başlamak istiyorum, çünkü dün bindiğim otobüsün de tekerleği patladı ve rampaya çok yakın, E-5 otoyoluna çıkmak üzereydik. Bu sırada bir ses geldi o sırada da yanımızdan bir kamyon geçiyordu hızlı bir şekilde. Anam, dedim kamyonun lastiği patladı, meğersem patlayan lastik kamyona değil, benim de içinde bulunduğum otobüse aitmiş. İstanbul'un karlı havasında birer birer otobüsten indik. Zaten o gün okula patır patır gideceğim belli olmuştu. Gelelim bugüne... Aslında bugün okula gitmek gibi bir niyetim yoktu; ancak organik kimya hocamız ödevlerin en geç çarşamba günü getirilmesini istediği için mecburiyetten okulun yolunu tuttum. Normalde hiç inmediğim durakta sırf fotokopicilere bir an önce gidip hazırlamış olduğum ödeve spiral vs. yaptırmak için indim. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm...derken sıra karşıya geçmeye geldi. Tabi arabalar vızır vızır geçtiği için olduğum yerde durup arabaların geçmesini beklemeye başladım... Bu arada ne olduğunu anlamadığım bir biçimde savruldum ve kendimi karla karışık çamurun içinde yatarken buldum. Ne bir acı vardı, ne de bir korku... Şaşkınlık bile yoktu. Hatta ağlamayacaktım ama arabanın çarptığını görünce ağlamalıyım diye düşünüp yaygarayı bastım. Zaten o arada korktum da, canımın acıdığını ve başımın döndüğünü de hissettim. İlk şoku atlatmak bu olsa gerek. Bana çarpmış olan insan yaratığı arabadan inip hastaneye falan götürmeye kalktı. Aferin, takdir ettim. Yanında bir adam daha vardı, su falan aldılar hemen. Ellerim falan görünmüyordu zaten her yerim çamurdu, görünen tek şey çamurdu. Sonra ellerimi falan yıkadılar tabi canım çok yandı; çünkü derim baya soyulmuştu. Yer yer kan toplanmıştı ve davul gibi şişmişti. Arabaya aldılar hemen, hastanelik bir durumum olmadığını söyledim tabi. Daha doğrusu söylemeye çalıştım, çünkü ağlamakla meşguldüm o sırada. Sonra adam dedi "Nereye gidiyordunuz, bırakalım." O sırada birilerini aramam gerekiyor diye düşünüp, telefonuma sarıldım ama kimi arayacağımı bilemedim. Bir süre düşünüp -ki bu düşünmelerim anlık oldu- yurtta kalan arkadaşlarımdan birisini aramam gerektiğine karar verdim ama hiçbir şey hatırlamıyordum. Sonra aklıma gelen ilk ismi aradım, tabi ağlıyorum yine: Serpil: -Alo, Ben: -Ühühüühüühühüh Serpil: -Alo, Derman! Ben: -Ühühühühühüühü Serpil: -Alo, hihihihihi (Espri yapıyorum sanıyor, beni hiç ağlarken görmemiş olan şahsiyet) Ben: -Aloooo, Serpil üüüüüüü Serpil: -Derman, ağlıyor musun sen? Ben: -Ühühühüüh Serpil bana giyecek bir şeyler ayarlar mısın, geliyorum şimdi! Serpil: -Noldu canım ya, kötü bir şey mi oldu? Ben: -Ühühüühüh Serpil: -Nerdesin, noldu? Ben: -Geliyorum bana giyecek bir şeyler ayarla tamam mı? üühühühü Bana Çarpan İnsan Yaratığı: -Nereye gideceksiniz? Ben: -Kampüsün içindeki yurda, ühühühü BÇİY: -Nerden giriyoruz? Ben: -Şurdan kampüse girin de bi ühühühü BÇİY: -Hmmm tamam, burdan mı nerden gidiyoruz? Ben: -Aloo Serpil ya ben bu yurdun yerini unuttum kapıya çıksana bi üüüü Serpil: -Tamam, ya noldu? BÇİY: -Hastaneye götürmemi ister misiniz? Bir şey var mı? Ben: -Yok yok. BÇİY: -Ben telefon numaramı bırakayım, bir şey oldu mu ararsın abini! Ben: -Yok yok gerek yok. BÇİY: -Burası mı? Ben: -Bilmiyorum ki. BÇİY: (Binadan bir kız çıkar) Arkadaşınız mı? Ben: Yok değil. Hahh tamam.... (Arabadan iniyorum, meraklı bakışlarla arabadan inmemi izleyen Serpil üstümün başımın halini gördüğünde gözlerini fal taşı gibi açıp kalakalıyor.) Ben: Serpil şu arabanın plakasını alsana. (Arkasına dönüp arabanın plakasını alıyor.) Serpil: Nasıl ya, noldu? Araba mı çarptı? ...... konuşmalar böyle sürüp giderken Serpil'in odasına çıkıp onun kıyafetlerini giydim. Tertemiz bir çantaya eşyalarımı koydum... Bir süre orada dinlendim. Tabi Serpil de hastaneye gidelim, diyip durdu. Ama başımı falan çarpmadığım için gerek duymadım... Aslında o kadar çok şey olduki devamında, inanın yazarken yoruldum. O yüzden devam edemeyeceğim. Kötü bir durumla karşılaştığımız zaman her zaman gülme krizine giren ve olayları karikatürize ederek kendini rahatlatan arkadaşım Merve bu olayı da ele aldı. Yandaki çizim kendisine aittir ve olayı özetlemektedir. Yeni bir yılda daha güzel yazılarla karşınızda olma dileklerimle şimdilik huzurlarınızdan ayrılıyor, sevgilerimi sunuyorum efenim. Sevgiler.
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2