Normalde şekerle çikolatayla hiç aram yoktur, diyebilirim. Çevremdeki insanlar bu konuda bana zombiymişim gibi bakıyorlar."Çikolata yenmez mi ya inanamıyorum sana!", "Ay ben hemen gidip bir çikolata almalıyım, isteyen var mı?" ya da "Şeker yer misin kuzum?" gibi cümlelerle sıkça karşılaşıyorum. Hatta hergün birkaç kere bu tarz konuşmaların odak noktasında bulunabiliyorum. Bazen kendimi tutamayıp "Nasıl yiyorsunuz ya böyle sürekli?" diye büyük bir şaşkınlık içerisinde sorumu yöneltiyorum.Zombiymişim gibi bakıyorlar diye boşuna demedim herhalde, "Sen sus bir kere, çay bile içmiyorsun" diyerek anında susturuyorlar beni. Daha doğrusu söyleyecek bir laf bulsam susmam ama söyleyecek pek bir şey yok. Tepki verdiğimde "Şu çay da nasıl içilir ki!" falan gibi ablak cümleler kuruyorum. Herneyse şeker çikolata olayına dönelim. Şeker yine bir nebze kabul edilebilir bir şey ama bir adet çikolatalı gofreti, dikkat edin gofret diyorum, bile bitirem. İlginç olsa gerek,zira Ramazan bayramında ya da nam-ı diğer 'şeker' bayramlarında kendimden geçmiş bir şekilde çikolata ve şeker yemeye başlıyorum. Bunun sırrını henüz çözebilmiş değilim ama herhalde bayramda ortama ayak uyduruyorum. Çocuklar falan şeker topluyorlar ya, onlara şekerlerini verdikten sonra önemli bir görevi yerine getirmiş birisinin edasıyla bir şekeri mideye indiriyorum. Afiyetle, zevkle ve de neşeyle... Küçükken -bir zamanlar ben de küçüktüm :p- bayramlarda kardeşlerim de dahil olmak üzere sitenin bütün çocukları şeker toplamak için toplanırlardı. Ben hiç şeker toplamadım. Bana göre, evdeki şekerler bize yeterdi, sonuçta babamın şeker ve çikolata alacak parası vardı...Yanlış düşünmüşüm tabiki, çocukluk işte. Sanki şeker ve çikolata alabilecek tek baba benim babamdı... Çocuk olsaydım şimdi, şeker toplamaya gider miydim acaba, diye iç geçiriyorum. Aslında zevkli olabilirmiş.Ben olayın asıl amacını çözememişim, ne kadar aptal bir çocukmuşum. Babam derdi ki, sen de git topla... "Ne o öyle baba ya bizim evde şeker yok mu da elalemin kapısını çalıp da şeker toplayacağım, bir kere utanır insan ya!" falan derdim.Aslında düşündüğümde şimdi komik buluyorum bu cümlelerimi. Bilmiş bilmiş konuşuyormuşum bir de...Bak bak bakk, bizim evde şeker yok muymuş... Hay Allah... :)) Bir de şöyle bir durum var, aslında söz şekerden ve çikolatadan açıldı ama ben bayramlarda harçlık da alamazdım. O harçlıkları şimdi verseler keşke. :))Babam ve annem tabiki her zaman harçlık verirler, gerçi bu bayram nakit yerine fotoğraf makinesi aldım ama olsun.Ailem dışında kimseden para alamazdım, sanki ayıp gibi gelirdi bana. Bazıları gizlice cebime falan sıkıştırırdı onlar hariç.Utangaç bir çocuk gibi -ki öyleydim- kafam önümde, mal mal "Teşekkür ederim ama sağolun alamam." falan derdim. Kendimi resmen Yeşilçam filmlerinde görür gibi oldum. Fakir ama gururlu kız modeli... Ay pek bir ironik... :) Neyse ben şimdi bir şeker daha yemeye gideyim, yakında şeker yemekten komaya falan girmezsem tekrar yazarım.:) Tekrardan iyi bayramlar, bol şekerlemeler. :)
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2 de yatağa mı girdim, 3 de bilin ki kalkıp yazmaya başlamışımdır. Garip bir şahsiyetim ama olsun, alışırsın kolayca. Çok zorlamam seni, ama yok ben istemiyorum ne senin yazılarını, ne blogunu dersen o zaman da kaçışın yok bir yere. Kalbimde yine yerin olur ama hüzünler bölümünde ben kendimi yer dururum, yine gelmedi diye;
Neyse bu kadar duygusallık yeter bana.
İstiyorum ki herkes bir şeyler okusun, yazsın da şu cehaletimiz bir şekilde ortadan kalksın. Toplum olarak rahatlayalım artık. Sadece bloglar için değil sözüm, hiç durmadan bütün gün bloglarda gezinmenin de bir mantığı yok, sen de eline geçen her şeyi oku işte kardeşim! Arada da okuduklarını ya da yazdıklarını paylaş bizlerle.
Benim de genelde yazdığım şeyleri çıkarıp da birilerine gösterecek kadar cesaretli olduğum söylenemez ama sanal ortamda işler değişiyor.
Ben de o an içimden geçenleri ufak bir makine parçasına dolduruyorum...
Ufak mı dedim??? -Pardon... :)))
Bu 'ufak' makine parçası sayesinde blogcu da aksitabraxas linkine tıklayan herkes yazdıklarımı okuyabiliyor.
Sanırım bu şekilde kendimle ve yazılarımla ilgili olarak çok daha büyük bir iş yapmış oldum ve bunu düşünmek bile beni gerçekten mutlu etmeye yetiyor.
Umarım SEVGİLİ OKUYUCU, seni de mutlu edebilme maharetini gösterebilirim.Kendime başarılar dilerken, senin de blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim; tekrar DÜNYAMA HOŞ GELDİN!!!!