30.8.2008 - Bayramımız Kutlu Olsun...

Farkındaydı klişeleşmiş laflarının ve artık istercesine o da artık zamanda yolculuğu 'keşke' demeye başladı, 'keşke 90 yıl önce yaşasaydım.' .Oysa keşke-yle başlayan cümleleri sevmezdi, boş ve anlamsız olarak nitelendirirdi. Artık kaçmaya başlamıştı herkesten, her şeyden... Bugün keşke diyordu, keşke Atamı tanıyabilseydim, onu bir kere olsun görebilseydim... Buğulanıyordu gözleri o anda... Onu tanımak, bir kere de olsa görebilmek... Ne büyük gurur, ne büyük bir ödüldü. Ona acı veren şeylerden kurtulabilmek için, belki de kurtulacağını sandığı için istiyordu, hayal ediyordu durmaksızın, boş bir hayal belki ama adı hayaldi işte...İşin içinden çıkamayınca kederleniyor ve açıyordu eskimiş bir plağı son ses... Plak döndükçe 'keşke' diyordu, keşke bu sesin sahibini tanıyabilseydim, keşke onu bir kere görebilseydim... Neler verilmezdiki bu ses için, tarifi olmayan, emsalsiz, büyüleyici bu sesi canlı dinleyebilmek için. Şarkı çalmaya devam ededursun, bizimki derin düşünceleriyle başbaşaydı... Bazı insanlar gerçekten 'şanslı' doğarlar... Atatürk'ü tanıyanlar -onu sevmeseler bile- gerçekten çok şanslılar... Bu gururu tatmak herkese nasip olmadı, ona da olmamıştı... Ders kitaplarından, belgesellerden vs. tanımaya çalışmıştı onu. Gerçek bir Atatürkçü, gerçek bir vatanseverdi... Gözleri halâ dolu doluydu, elinde gazetesi şehitlerimizin haberlerini okuyordu... Birkaç cümle yazılıydı... Hepsinden geriye kalan yalnızca birkaç cümleydi... Hepsi hayatının baharında, hatta çoğu çocuk denilebilecek yaşta, pırıl pırıl gençlerimiz... Analar babalar yıllarca emek verip büyüttükleri, kendilerinden bile sakındıkları yavrularının cansız bedenleriyle bir başına, gözyaşlarını yüreklerine akıtıyorlardı, sanki hepsi ağız birliği yapmıştı... Hepsinin, herkesin ağzında aynı söz vardı 'Vatan sağ olsun.' Hepsi kararlıydı, hepsi dimdikti. Evlatlarını şehit vermenin gururu vardı üzerlerinde... Vatan korunacaktı.... Onlara böyle öğretmişlerdi, hiçbir çıkar beklemeden koruyacaklardı en değerli hazinelerini. Evlatlar da aynı azim ve kararlılıktaydılar ve bu böyle devam edecekti...Kimileri hayatta kalmayı başaracak, kimileri yüreklere kazınacaktı ve adları 'şehit' olacaktı... Kiminin mezarı bile olmayacaktı ve öyle de olmuştu tarihte... Birtakım insanların hırsları, hain zevkleri için gencecik insanlar kurban gitmiş ve gidecekti de... Ancak şu bir gerçekki Türk Milleti her zaman tarihteki yerini koruyacaktır, dedi ve derin bir iç geçirdi. Atatürkçü olmayabilirsiniz, onu sevmeyebilir, hatta eleştirebilirsiniz. Ancak bu ülkenin ne zor şartlar altında kurulduğunu görmezden gelemezsiniz. Çanakkale'de, Kars'da, Antep'de Maraş'da, Urfa'da, İzmir'de, Eskişehir'de, Sakarya'da, Bursa'da, Erzurum'da, Samsun'da, Hakkari'de, Şırnak'da vs. kısacası; Türkiye'nin her yerinde onbinlerce hatta yüzbinlerce şehit verildiğini ve hala da verilmekte olduğunu görmezlikten gelemezsiniz. Keza gazilerimiz için de aynı şeyler geçerli.Bütün bu insanların bugün huzur içerisinde yaşayabilmemiz için canlarını hiçe saymaları küçük bir olay değil, aksine taktire şayan bir durum. İnsanın canı tatlıdır, insanın parmağına iğne batsa canı yanar... Herkes yaşadığı yerin kıymetini bilmeli. Onlara bu olanakları veren insanlara - sevmeseler bile- saygı göstersinler. Çünkü bunu fazlasıyla hak ediyorlar. Tarihimizi öğrenmek için biraz çaba, dilimize de özen gösterelim. Bizi biz yapan değerlere sırtımızı çevirmeyelim. Tüm Türk Milletinin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun, nice 86 yıllara. Sevgiler.
Derman Akşit
|