Ekim ayı pek bereketli bir ay olsa gerek, bütün arkadaşlarım -ben de dahil- ekim ayında doğmuş(uz). İrem, Şeyma, Behal, Hazal(tek yumurta ikizim), Murat Abim, Berk Dora, Yılmaz.... Ohoohhohoo bir sürü hediye almam lazım, bir de ekim ayından önce doğmuş olup da henüz görüşemediklerim var...Yandımki ne yandım... Hediye seçme konusunda çok beceriksiz olduğumu söyleyebilirim. Geçen cumartesi günü hediye almaya gittim. Gezdim, gezdim, gezdim ve gezdim... Ancak eve elim boş döndüm. Çok mahçup hissediyorum kendimi. Geçen hafta benim doğumgünümdü, hediyeler falan aldım, sağolsun arkadaşlar düşünüp bir şeyler yapmışlar, gerçekten çok mutlu ettiler beni ama karşılıklı olması gerektiğini düşünüp de "Hediye almalıyım!" diye düşünmüyorum, gerçekten içimden bir şeyler yapmak geliyor sevdiklerim için. Sırasıyla temmuz ayında hazırlıktan Kadriye Hocamın doğumgünüydü ama halâ görüşemedik kendisiyle, inşallah haftaya pazartesi görüşeceğiz. Hediye 1! Ne almalıyım??? Hediye 2! Şilan... Biricik dostum... Doğumgünü eylül ayındaydı, biz ekim ayında yaptık ya çok kötü hissediyorum bu yüzden kendimi. Ne almalıyım??? Hediye 3! Şeyma... O benim kuzummm, o benim pıtırcığım... :)) Onun doğumgünü de bugündü ama çok hasta olduğumdan daha sonraya erteledik kutlamayı. Şeyma için seçtiğim bir şey var aslında ama bu terazi insanını anlayamıyorum. Ben nasıl teraziyim halâ anlamış değilim. Çok süslü oluyorlar yahu! :) Ayy cidden yazıyı yazarken kendimi aptal gibi hissettim ya, ne mal bir insanım. Bir tek benim doğumgünüm vaktinde kutlandı. Acaba bu ertelemeler benden mi kaynaklanıyor diye düşündüm, zira bizimkiler beni aramışlardı "Akşam ne yapıyorsun?" diye, havuza gidicem falan diyince b*k gidersin dediler. Eee sonra ben ne mallığına siz gidin dedim onu da düşünüyorum düşünüyorum bir anlam veremiyorum. Zira benim doğumgünüm ben olmadan nasıl yapılabilirdi? Nitekim paşa paşa gittim Taksim'in göbeğine. Yedik içtik, başka ne zaman yapacağız zaten. Rakı_balık yapmasak da, bira_balık yaptık, olsun. Zaten ben rakı içemiyorum, bayıyor beni. Herneyse bana fikir verin n'olursunuz!Neyden hediye olur, neyden olmaz gibi... Çok ihtiyacım var o kadar beceriksizim yani... Sevgiler.
şaşırsınlar istiyorsun
ve anlaşılan hiç unutmayan bir dostsun
senin işin zor.
hediye alarak onları şaşırtamazsın.
hiçbişey alma bu sefer,
bak nasıl şaşıracaklar
nasıl çözüm?
hemde masrafsız,
ne güzel.
aksitabraxas:
yok zaten hiçbir şey almadığımdan artık almam farz gibi bir şey oldu :)
hedi almak hele birden fazla insana hediye seçmek çok zor ben de nisan ayında aynı zorluğu yaşarım.kendime faydam olmadığından sana da öneri de bulunamıyorum:)
ABRAXAS'IN DÜNYASINA HOŞ GELDİN!!!
Bir girdin mi dünyama bir daha çıkış yok, tüm kapılar kapalı ardına kadar. Ama korkma ne kelepçelerim var ellerine takacağım ne de prangalarım var ayakların için. Benim bir kalbim var, orada da herkese yer var fazlasıyla, anlayacağın oldukça büyük. Ben sıkıldıkça bir şeyler karalıyorum, aslında bir şeyler yazmak için sıkılmam da gerekmiyor. Evde herkes uyurken içim içimi yiyor adeta, uyuyamıyorum. Ev halkına ayıp olmasın diye yatağıma uzansam da dayanamayıp kalkıyorum. 2 de yatağa mı girdim, 3 de bilin ki kalkıp yazmaya başlamışımdır. Garip bir şahsiyetim ama olsun, alışırsın kolayca. Çok zorlamam seni, ama yok ben istemiyorum ne senin yazılarını, ne blogunu dersen o zaman da kaçışın yok bir yere. Kalbimde yine yerin olur ama hüzünler bölümünde ben kendimi yer dururum, yine gelmedi diye;
Neyse bu kadar duygusallık yeter bana.
İstiyorum ki herkes bir şeyler okusun, yazsın da şu cehaletimiz bir şekilde ortadan kalksın. Toplum olarak rahatlayalım artık. Sadece bloglar için değil sözüm, hiç durmadan bütün gün bloglarda gezinmenin de bir mantığı yok, sen de eline geçen her şeyi oku işte kardeşim! Arada da okuduklarını ya da yazdıklarını paylaş bizlerle.
Benim de genelde yazdığım şeyleri çıkarıp da birilerine gösterecek kadar cesaretli olduğum söylenemez ama sanal ortamda işler değişiyor.
Ben de o an içimden geçenleri ufak bir makine parçasına dolduruyorum...
Ufak mı dedim??? -Pardon... :)))
Bu 'ufak' makine parçası sayesinde blogcu da aksitabraxas linkine tıklayan herkes yazdıklarımı okuyabiliyor.
Sanırım bu şekilde kendimle ve yazılarımla ilgili olarak çok daha büyük bir iş yapmış oldum ve bunu düşünmek bile beni gerçekten mutlu etmeye yetiyor.
Umarım SEVGİLİ OKUYUCU, seni de mutlu edebilme maharetini gösterebilirim.Kendime başarılar dilerken, senin de blogumda iyi vakit geçirmeni dilerim; tekrar DÜNYAMA HOŞ GELDİN!!!!